İnsan ve Taş

17/8/2006 · Kategori: Notlar

Çekilen acılar insan ruhuna vurulan çekiç darbeleridir. Her vuruşla birlikte ham kaya biraz daha incelir ve şekil almaya başlar. Çekiç, nasıl bir kayayı sanat eseri haline getiriyorsa, acılar da insanı, kamil hale getiriyor olmalı.

İnsanların, başkalarının acılarından ders alabileceklerine dair söylenenler palavra olsa gerek.

Koca bir kaya, Rodin’in Düşünen Adamının karşısında asırlarca dursa neye yarar?

 

"Sakının o ateşten ki yakıtı insanlar ve taşlardır."

 

İnsanların belirtilmesini anlıyorum ama bu tüyler ürpertici ayeti kerimede ayrıca taşların belirtilmesinin sebebini düşünüyorum.

Bir hikmeti var mı acaba? Yukarıda karaladıklarımla pek alakası yok biliyorum. Yazarken birden aklıma düşüverdi. Bilen varsa paylaşırsa sevinirim.

İlk aklıma gelen taşı bile eriten kuvvetli bir ateşe işaret edilmesi..Yani taş ateşin kudretini göstermek için kullanılmış olabilir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

İNTİFADA

28/5/2006 · Kategori: Notlar

 

İNTİFADA SEYFE MÜSTEMİRRE!

 

DİRENİŞ DEVAM EDECEK!!!

 

Kökeni Habil ve Kabil'e kadar dayanan bu kadim savaş hiç şüphe yok ki küçük generaller ve onların taşları ve sapanlarıyla kazanılacak. Tanklara ve füzelere karşı sapanlar ve taşlar... Batıla karşı karşı hak... Zalime karşı mazlum... Ve Şüphesiz onların bir hesabı varsa Allah'ın da bir hesabı vardır. (Onların hesabını kuşatıcıdır.)

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Bilmem doğrumu düşünüyorum

8/4/2006 · Kategori: Notlar

Dün akşam oturduğum evin camını gördüm. Hep bakıyordum ama ilk defa gördüm sanırım.

Camda önce kendimi gördüm. Yani cam aynaydı. Sonra camdan sokağı gördüm. Yani cam aynadan farklı olarak arkasını da gösterebiliyordu. Sonra görmenin sınırları olmadığını anladım çünkü yeterince konsantre olunca hem yansımamı hem de sokağı görebileceğimi gördüm.

O halde insanlaranesnelere bakarken sadece onu görmekle yetinmemeli sadece ayna misali kendini görmekle de yetinmemeli ( Hani empati dedikleri batı kaynaklı bir terimimiz var ya) Cam edebilmeliyiz onları hem kendimizi hem onları görebilmek için.

Çok irticalen oldu çok basit oldu hatta. ama blog da günlük değil mi zaten ilk defa bu amaçla kullanıyorum ben. Ondan acemilik deyip geçiniz...

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

BAŞÖRTÜSÜ ÜZERİNE

2/4/2006 · Kategori: Notlar

Başörtüsü meselesi neden hala çözülememiştir? Hep söylenildiği gibi iktidarın, korkusundan dolayı mı yoksa yine sıklıkla kullanılan bir ifadeye göre bilgisizliklerinden mi? Başörtüsü meselesi, siyasi bir sorun mudur? Başörtüsü siyasi bir simge midir? Ya da başörtüsü diye bir sorun var mıdır?

    Kralların oyunu olarak bilinen satrançta, iki oyuncunun kuvvetleri arasında büyük uçurumlar yoksa, oyun başladıktan sekiz dokuz hamle sonra, başlangıçta altmış dört kareden herhangi birisi gibi görünen bir kare ya da otuz iki taştan herhangi bir taş gibi görünen bir taş oyunun sonucuna doğrudan etki edecek hale gelir. Öyle ki oyunun sonucu bu sıradan gibi görünen kareye ya da bir piyona bağlı olabilir. Söz konusu kilit kareyi önce fark eden oyuncu ilk olarak, rakibin dikkatini başka karelere çekmeye çalışırken diğer yandan hissettirmeden o kareye doğru hamleler yapar. Rakip oyuncu önemsemediği karenin durumunu nihayet kavrayabildiğinde artık çok geçtir. Bir oyunda bu senaryo birkaç kez yaşanabildiği gibi tek bir mağlubiyet oyunun sonunu da getirebilir.

    Günümüz dünyası eskiden olduğu gibi tek bir satranç tahtası benzetmesiyle çözümlenemez. Denendiğinde, eksik ve kısır bir açılım olacağı görülecektir. Bir tahta değil bir çok tahta üzerinde müsabakalar yapılmaktadır. Bir satranç turnuvası yapılmaktadır. Ezeli ve ölümcül bir satranç turnuvası… Pek çok oyuncudan oluşan iki takımın turnuvasıdır bu. Hak ve batılın turnuvası. Her iki takımın da onlarca oyuncusu vardır. Her tahtada alınan sonuç, genel skora yansımaktadır. Her maç önemli, diğer yandan hiçbir kayıp ümitsizlik sebebi değildir. Zira hala devam eden maçlar vardır. Ta ki turnuva sonlanana kadar.

    Görünen o ki Türkiye’ de oynanan maçta başörtüsü meselesi önemli bir kare olmuştur. Sonuca etki edecek hayati bir kare. Önemli olduğu kadar ele geçirilmesi zor bir kare. Rakip takım karenin öneminin farkında olduğu için; hatta pek çok oyunda görüldüğü üzere, bu kareyi kendi belirlediği için; başörtüsü adlı hayati kareyi ele geçirme çalışmalarına devam etmekle birlikte sahte gündem ve sahte hamlelerle bizi bu kareden uzaklaştırmaya çalışmaktadır. Artık ne başörtüsü eylemleri yapılmakta ne de gazetelerimizde başörtüsü ile ilgili yazılar çıkmaktadır. Sanki mesele çözülmüş kare ele geçirilmiş ya da direnek noktası değişmiş gibi. Sanki bacılarımız kızlarımız başörtüsü yüzünden okuldan atılmıyormuş, okula alınıyormuş gibi. Sanki ikna odalarına, örtü çıkarma odaları – soyunma kabinleri demeye dilim varmıyor- eklenmemiş gibi. Ta ki başörtülü bir öğretmenin, sokakta başörtüsünü çıkarması gerektiğini savunan acemi ya da kendine haddinden fazla güvenen oyuncular sayesinde rakibin bize karenin önemini hatırlatmasına kadar.

    Yaşanan son olay hepimizde soğuk duş etkisi yapmış ve tahtaya baktığımızda kareyi kaybetmek üzere olduğumuzu göstermiştir. Ama üzerimize çöken rehavet -ki bu da rakip takımın ustalığındandır herhalde- bir an uyanıp uykulu gözlerle tahtayı seyretmemize ve silkinmek uyanmak yerine uyuşmuş zihinlerle maça devam etmemize sebep olmuştur. Meydan savaşlarının tersine bugün ülkemizde yapılan savaşta prensip “Sathı müdafa yoktur, hattı müdafa vardır bu hat bütün vatandır.” Şeklinde olmalıdır. Rakip bize Şah çekip derin bir soluk alarak arkasına yaslandığında şaşkın gözlerle tahtaya bakmak fayda etmeyecektir. Oyun bittiğinde ise hep söylendiği gibi piyonlar ve vezirler aynı kutuya koyulacaktır.

    Piyonların ve vezirlerin aynı kutuya koyulacak olması sorumlulukta da paylaşımı gerektirmez mi? Çözümü hep vezirlerden beklemek yerine her taş bölgesinde çözüm üretmeli değil midir? Son zamanlarda çok moda olduğu gibi başörtüsü mazlumları olarak etrafta gezinip mücadele edenleri takdir etmek yerine mücadeleye katılmak gerekmez mi? “Başörtüsü siyasal değildir, başörtüsü bizim hakkımızdır, hakkımızı istiyoruz, siyaset yapmıyoruz” şeklindeki söylemler ne kadar cılız ve inandırıcılıktan uzaktır. Eğer şer odakları başörtüsü üzerinden siyaset yapıyorsa kilit kareyi orası olarak belirlemişse kaybetmek pahasına direnmenin, inkar etmenin faydası var mıdır?

    Evet başörtüsü siyasi bir simgedir. Başörtüsü bayraktır. Başörtüsü sancaktır. Artık başörtüsü sadece dinimizin basit(!) bir gereği olmaktan çıkmış savaşta bir cephe haline gelmiştir. Okumak uğruna başörtüsünü çıkarmak ya da baş örtüsü ile okula alınmadığı için evine geri dönmek ve hatta başörtülü bacıları okuyamazken kapıda kalırken erkeklerin üniversite kapılarından içeriye girmeleri aynı şeydir ve cephe adına faydasız ve hatta zararlıdır. Başörtüsü basit bir “şey” değildir. Başörtüsü İslam’dır. Hakkın tarafında olduğunu iddia eden herkes bu sorun çözülene ve bu kare alınana kadar sokaklara dökülmeli hakkını almalıdır.

    Gerekirse bu meseleyi çözmeyen hükümet de kabul edilemez, yasa da kabul edilemez demokrasi ya da adı her neyse sistemde. Değil mi ki; hukuk ve demokrasi ve de yönetici halkın mutluluğu içindir. Öyleyse bilinmeli ki halk mutlu değildir.

 

Zulüm iki taraflıdır. Birincisi zalim yani zulmeden, ikincisi ise zulme boyun eğendir.”

                                                                     Hz. Ali(r.a)(İSLAM’IN DÖRDÜNCÜ HALİFESİ)

“Zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır.”

                           Hz. Muhammed(sav) (HAK YOLUN PEYGAMBERİ)

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!