Doğanın Müziği
Yanıbaşlarında doğanın olağanüstü konseri aralıksız devam ederken icat ettikleri aletler sayesinde çıkardıkları müziğimsi seslerle kötü taklitlerden öteye gidemediği gibi doğayı dinleyebilme şerefinden de hergün biraz daha uzaklaşan zavallı insanlık...
Kulakları asırlardır o kadar kirlenmiş ki, gerçek müziği unutmuşlar. Kirden sağır olmuşlar.
Tedavisini bizlerden esirgemeyen cömert doğadan hergün biraz daha hızla kaçmamız bir yana hergün biraz daha fazla katlediyoruz onu.
Yapılan müzik ise hergün biraz daha fazla benziyor makinanın zafer çığlıklarına.
İlkel kavimler, doğanın eşsiz seslerine katılmaktan öteye gitmiyorlarmış. Müzik aletleri de bir o kadar sade doğaya aitmiş. Sınırların farkındalarmış. Teknik arttıkça sınırlar silinmeye denge ve ardından huzur ortadan kalkmaya başlamış. Had duygusunu yitirdi insanoğlu. Dinlemeyi unuttu. Dinlemekten uzaklaştıkça doğayla olan bağını kaybetti. Yeni bir rabıta kuruldu. Bu defa insan ve makina arasında. Son tahlilde, insan huzursuz, doğa huzursuz. Yaşasın makinaların huzuru!
Tekno müzik vida, motor, makina seslerine geçiş için kullanılan bir basamak değil de nedir? Zevk duygusu da kayboluyor o halde. Yakında motor seslerini dinlerken vecde ulaşaşacağız korkarım. Formüla yarışları gösteriyor ki çok uzak değil o günler.
Gerçek müzik kişiyi kendi içine yöneltmeli, kendine yaklaştırmalı, ruha, insana...
Oysa bugün dinlediklerimiz bizi kendimizden uzaklaştırıyor, kaçırıyor. Hayvan yanımızı, güdülerimizi, salıyor meydana. Bugün hangi rock grubu, bize kayalıklara vuran dalgaların sesinin yaptığı tesiri yapabilir ki? Yaprakların rüzgarda hışırdamasının, ıssız bir gecede cırcır böceklerinin şarkılarının, buğday başaklarının güneşle eğilen başları gibi edepli fısıltılarının, toprağa ve üstündekilere bazen usul usul, bazen öfkeyle düşen yağmurun, bir bebeğin kaygısız gülüşünün tesirinden bahsediyorum. Hatırlıyormusunuz, hatırlıyormuyuz?
Kalıcı Bağlantı Yorum (6) Yorum yaz! Arkadaşına gönder!
6 yorum yazılmıştır
Yazan:orkunintifada | Tarih: 2006-09-09 17:29:27Konu: doganin sesi...
Yazan:bireskiistanbul | Tarih: 2006-09-09 15:09:57doganin sesini yakalayabilmek zannimca cap isteyen bir is....ustad,dervis yonetmen tarkovsky'nin bir lafi vardi:yonetmen neden filmde neden muzigi kullaniyor,mecburiyet...oysa dooganin oyle guzel bir armonisi var ki."
bu armoniyi vejeteryanlik,kus sesi,bortu bocek sesi olarak algilamayalim diyorum,bir butun bir sonsuz hakikat arayisi bizi doganin soluguna goturur diyorum,ha bu kadar atip tutarken ben ne yapiyorum...kacmamaya calisiyorum,sehirlesmekte olan bir dunyada direnmeye calisan dogadan..
Konu: güzeldi
Yazan:aertugrul | Tarih: 2006-09-08 01:46:18Paylaşımın için teşekkürler arkadaşım...
Konu: bireski istanbul'a
Yazan:aertugrul | Tarih: 2006-09-08 01:25:47gürültülü başlıklı yorumun sevdiğim bir abimin gürültü konusu açılınca anlattığı bir hatırasını getirdi aklıma;
sıklıkla oturup sohbet ettiğimiz bir çay ocağında üç dört masa ötede gençler bağıra bağıra hararetle birşeyler tartışıyolarmış. Öyle ki orada bulunan tüm müşteriler rahatsız olmaya başlamış. Dayanamayıp gençlerin yanına uyarmaya gitmiş. Biraz da sertçe;
- Ne konuşuyorsunuz böyle bağıra bağıra merak ettim demiş.
Cevap da biraz aksiceymiş tabi;
- Hakikati konuşuyoruz.
-İyi ama, HAKİKATİN BU KADAR GÜRÜLTÜYE İHTİYACI YOK Kİ!
deyip yerine oturmuş. Gençlere de susmak kalmış tabi.
Doğru söze ne denir.
Düzenleyen aertugrul gün: 8/9/2006 saat: 01:48
Konu: eyvallah
Yazan:lamure | Tarih: 2006-09-07 23:48:05şeriati diyor ki;
"teknik insanın dünyaya alışma çabalarının sonucudur, sanat ise dünyaya alışamayan yabancılık çeken insanın kaçışıdır ulaşmak istediği yere(asıl aleme) açtığı penceredir. İrfan ise aynı yere açıla kapıdır. "
Sanırım, yakın zamana kadar irfana yakın duran sanat, maalesef tekniğin yanına doğru kaymaya başladı. artık dünyanın içinde dünyaya pencereler açılmaya başladı özellikle müzik vasıtasıyla.
Düzenleyen aertugrul gün: 8/9/2006 saat: 01:27
Konu: bir teşekkür
Yazan:bireskiistanbul | Tarih: 2006-09-06 10:56:16.....
Bugün paylaştığınız "dipnot" çok şey düşündürdü bana. Düşüncelerimi yazmak isterdim ama hem yeni hem de uzuan olacağında sonraya saklıyorum. Hatta bu konu hakkında yazışmak da isterdim. Öncelikle teşekkürlerimi kabul edin...
Bir taklidin başka bir tarafını anlatmışsınız. Asıl olana ilgi yoksunluğu bir zaman sonra bayağılığa vurmuyor mu kendini? Biraz kendini dinlemek doğada var olanı duymak anlamında gelmiyor mu? Şundan dolayı söylüyorum kaybettik epeydir... Kullanım tarihi geçen sözcükleri her defasında üstüne basa basa konuşmamız insanlığımızın erezyonu oluyor zannımca...
Kandiliniz mübarek olsun...
Daima beklerim..
Saygıyla
.....
Konu: gürültü
Bağlama hocam der ki, "İnsanlar yüksek ses tonuyla müzik dinlemeye o denli alıştılarki onların dikkatini örneğin türkülerimiz çekmiyor..." İnsanoğlu hafif müzik dinleyemez oldu. Şehir karmaşasının içinde hafif ses tonu olan türkülerin ne kadar şansı olabilir ki! Beynimiz o denli alışmışki gürültüye, kısık sese odaklanamıyoruz.
Yazında doğru gözlemler var, karalamadan öte bi deneme bu, başarılı,
devamını dilerim...