KAĞITLA HASBİHAL

18/8/2006 · Kategori: deneme

 

Varlığımla dünyayı kirlettiğim gibi, güdük, sakat ve yarım düşüncelerimin gölgesiyle de seni kirlettiğim için özür dilerim.
Özür dilerken bile kirlenmene sebep olduğum için de…
Oysa benim elime düşeceğine tertemiz bir çocuğun hatıra defterindeki “yüreği kadar bembeyaz bir sayfa” olmayı dilerdin. Bir çocuğa karalama kağıdı olsaydın da, bu hallere düşmeseydin.
Seni iğfal ettim, biliyorum. Kirli emellerime alet ettim. Sana olan sevgim sadistçe farkındayım.
Benim yüzümden, yıkılan yuvanı düşünmene sebep oluyorum değil mi? Kuş cıvıltılarını özledin.Kim bilir hangi ormanda, hangi rüzgarlarla dostluk ediyordun, bizim kadar duygusuz makinalarımızca kesilmeden önce.
Yapraklarınla eşlik ediyordun ormanın huzur dolu musikisine. Dilini kestik. Pek çok hemcinsine yaptığımız gibi. Artık şarkılar söyleyemiyorsun. Yavru kuşları kucaklayamıyorsun bir anne şefkatiyle. Gökyüzünde şaşkınlıkla daireler çizip duran şu kınalı keklik seni mi arıyor acaba?
Dostlarından uzaklaştırdık seni. Birbirinizi tanıyamaz hale getirdik. Standartlaştırdık, sıradanlaştırdık sizleri. Her biriniz ayrı bir mucize idiniz, her biriniz Tanrı’nın sonsuz kudretinin tecellisiydiniz oysa. Birer ayettiniz. Sildik sizi.
Kestik, yoğurduk ve tek tip hale getirdik. “Kağıt” dedik. Birbirinin kopyası kağıtlar oldunuz. Şahsiyetinize tecavüz ettik. Hem de bir hiç uğruna.
Üstelik kağıtlara şahsiyet iade edenler bu diyarlardan göçüp gideli uzun zaman oldu. Son yolculardan birinin şu sözleri hangi talihli arkadaşının sinesini süsledi acaba?
“Güzel insanlar güzel atlara binip gittiler.”
Yanlış zamanda kesildin dostum. Çok geç kaldın. Belki de genç bir fidanken kesilmeliydin bu zilleti yaşayacağına.
Belki bir rahle olmalıydın bir irfan ocağında.
Bir minber belki de. Peygamberin(sav) arkasından ağlayan ağaç kütüğünün hikayesi anlatılmalıydı senin üzerinde. Hissettirmeden iç geçirmeliydin belki de. Sana dayanmış vaziyette aşkla konuşan Hoca Efendi’ye bakıp hüznünü hafifletirdin o zaman. Hiç olmazsa O’nun(sav) aşıklarından birisi, hiç olmazsa O’nu anlatıyor insanlara demeliydin de teselli etmeliydin kendini.
Belki bir kitaplık…
Belki bir kalem, mahir ellerde…
Ama kağıt olmamalıydın dostum. Bu devirde, bizim gibilerin emrinde olman gereken son şey bir kağıt olmaktı.
Özrümü kabul et dostum.
Özrümüzü…
Kim bilir belki bir gün, sana bakıp özrümü okuyan kadirşinas bir dosta rastlarsın da, seni kirletmek için kullandığım tüm kelimelerden kat be kat değerli bir derkenar iliştiriverir yanına. Sen de onurlanırsın ben de bu sayede. Umut dostum… Umut…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz! Arkadaşına gönder!

3 yorum yazılmıştır

Yazan:orkunintifada | Tarih: 2006-09-02 19:45:24
Konu: ..

selamun aleykum umut,
ve aleykum selam........

Bağlantı »

Yazan:lamure | Tarih: 2006-08-20 10:40:44
Konu: merhaba

.....
Merhaba...
Bloguma kadar gelip şiirimi okuduğunuz için teşekkür etmek isterim. Ayrıca beğendiğiniz için...
Ben de ilk defa geliyorum bu sayfaya ve gördüğüm bir edebiyat severin sayfası. Galiba çıkmam zor olacak buradan. Ben de bu vesile ile bireskiistanbula teşekkür edeyim.
Muhabbetin devamı dileği ile...

Saygıyla...
.....

Bağlantı »

Yazan:bireskiistanbul | Tarih: 2006-08-19 21:36:38
Konu: güzel bi itiraf

... Deneme güzel, yazılanlar doğru, ne denir ki!
Çöpe attığımız kağıtlara ne demeli peki!
Allah'tan bilgisayar çıktı da en azından müsveddelerimiz onun sanal ekranında biçimleniyor:)

Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »